Erişkinlerde Kardiyopulmoner Resüsitasyon (CPR) veya Temel Yaşam Desteği (TYD)

Kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) veya daha doğru bir tanımlama ile kardiyopulmoner serebral resüsitasyon hayati fonksiyonları veya yaşam bulguları olmayan bir insanda, kurtarıcılar (halktan veya sağlık alanından kişiler) tarafından kalbin, akciğerin ve beynin yeniden canlandırılması işlemi olarak tanımlanabilir.

 

Günümüzde ani kalp ölümü çok önemli bir sağlık problemdir. Gerek hastane dışında gerek hastane içinde hastaların azımsanmayacak bir bölümü ani ölüm ile kaybedilmektedir. Bu konuda ülkemize ilişkin net sayıları vermek ne yazık ki mümkün görülmüyor. Kemal Sunal, Barış Manço ve Cenk Koray gibi pek çok değerli sanatçı ve müzisyen ani kalp ölümü nedeniyle ve zamanında doğru müdahale yapılamadığı için kaybedilmişlerdir.

 

Hastane dışında gelişen ve yaralanmalar (trafik kazaları, ateşli silah yaralanmaları, düşmeler vb.) dışındaki ölümlerin en sık nedeni kalpten kaynaklanmaktadır. Kalbimiz normal koşullarda dakikada 60-100 arasında ve düzenli olarak atar. Ani kalp ölümlerinde kalpte görülen en sık başlangıç ritmi “kalp fibrilasyonudur” (KF veya VF olarak kısaltacağız). Sonuçta kalp birden bire fibrilasyona (kalp kaba bir tanımlama ile seğirmektedir ve kanı pompalayamaz) girdiğinde kişi bilincini kaybeder, solunumu ve dolaşımı durur (nabız alınamaz). Bu durumdaki hayati fonksiyonları olmayan birine eğitilmiş kurtarıcılar tarafından derhal yapılacak CPR ve VF’ye yönelik defibrilasyon işlemi (fibrilasyondaki kalbe özel olarak üretilmiş defibrilatör aletleri (otomatik eksternal defibrilatör =OED) ile direk olarak elektrik şoku vermek) ile hastanın hayatını kurtarmak mümkün olabilir. Ancak günümüzde hastane dışındaki alanlarda vuku bulan ani kalp ölümlerinde sağ kalım oranları düşüktür. Ülkemizde bunun en önemli nedeni olarak CPR konusunda halka yönelik sistematik eğitimlerin yeterli düzeyde hatta hiç olmamasını gösterebiliriz. Kurtarıcıların eğitimi, ani kalp ölümünün hızlı tanınması, kurtarıcıların planlı ve hızlı cevabı, hemen yapılan CPR ile sağ kalım oranları arttırılabilir. Hatta günümüzde hastane dışında CPR işlemleri sırasında eğitimli kurtarıcılar tarafından özellikle ilk 5 dakika içinde VF’ye yönelik defibrilasyon işlemini de eklersek hastanın hayatta kalma şansı daha da artacaktır. 

 

Cevapsız, solunum ve dolaşım bulguları olmayan hastaya ilk dakikalar içinde müdahale etmek hayatını kurtarmak açısından çok önemlidir. Temel yaşam desteği (TYD) bir grup müdahale ile yaşam kurtarma olarak tanımlanabilir. TYD yaşam zinciri halkalarında ilk 3 işlem (erken arama, erken CPR, erken defibrilasyon) ile tanımlanır. Defibrilasyon işlemi yapılamasa da özellikle 112’nin erken aranması ve erken CPR veya TYD kurbanın hayatını kurtarmak açısından çok önemlidir. Bu yüzden kurtarıcılar özellikle 112’nin aranması ve CPR konusunda donanımlı olmalıdırlar.
 

 

Şekil I. Yaşam Zinciri Halkaları: erken arama, erken CPR, erken defibrilasyon ve hastanede erken ileri bakım

 

Ani ölüm durumu tespit edildiğinde acil tıp sisteminin yani 112’nin erken aranması, acil tıp sistemi personelini (112 ekibini) hızla uyarır. Kurtarıcılar tarafından yapılan erken CPR, 112 ekibi ve defibrilatör aleti (defibrilatör aletleri 112 ambulanslarında mevcuttur veya çevrede varsa özel defibrilatör aletleri eğitimli kurtarıcılar tarafından kullanılabilir) ulaşana kadar en iyi tedavidir. Erken CPR,  kalp ve beyin gibi hayati organların fonksiyonlarını koruyabilir. Sonuç olarak 112 ambulans ekibi ulaşana kadar (defibrilasyon işlemini bir kenara bırakırsak) özellikle eğitimli halktan kurtarıcılar tarafından yapılan kaliteli bir CPR veya TYD, bilinçsiz (cevapsız), solunum ve dolaşım bulgusu olmayan kurbanın (hastanın) hayatta kalma şansını belirgin olarak arttıracaktır. Anlaşılma kolaylığı açısından aşağıda halktan ve sağlık alanından kurtarıcılar için CPR (TYD) algoritmaları ayrı ayrı verilmiştir. Daha sonra konu ayrıntılı olarak işlenecektir.  

 


TEMEL YAŞAM DESTEĞİ (TYD) BASAMAKLARI

1. Alan (çevre) güvenliğinin sağlanması

2. Hastanın cevapsızlığının değerlendirilmesi

3. 112’nin aranması

4. CPR’a başlanması (A, B, C)

a. Airway (A); Hava yolu açıklığının sağlanması

b. Breathing (B); Solunumun değerlendirilmesi

c. Circulation (C); Dolaşım bulgularının değerlendirilmesi (Sağlık personeli için)

5. Defibrilasyon (D)

TYD ustalıkla uygulanan basamaklar dizisini içerir. TYD’nin değerlendirme fazı kritiktir. Hastaya uygun değerlendirme yapılana kadar CPR yapılmamalıdır. Şimdi sırasıyla bu basmakları gözden geçireceğiz.

 
I. Alan Güvenliğinin Sağlanması

Ölü kahramanlar hayat kurtaramaz sözünden hareketle kurtarıcı her şeyden önce ortamın, kendisinin ve hastanın güvenliğini sağlamalıdır. Genel kural olarak hasta (kurban) ve kurtarıcının güvenli bir ortamda bulunmasıyla TYD yapılır. Kendinizi ve hastayı tehlikeli yerden ve maddelerden (patlayıcı, yanıcı, zehirli vb. maddeler) uzak tutun.

 

II. Cevapsızlığın Değerlendirilmesi

Alanın güvenli olduğunu saptadıktan sonra, hastanın yanına giden kurtarıcı hızla cevapsızlığı ve yaralanmayı değerlendirmelidir. Hastayı omzundan hafifçe sarsarak “iyi misiniz?” diye sormalıdır (Şekil-II). Hasta yanıt verir fakat yaralı ise ve travmaya uğramamışsa derlenme (iyileşme) pozisyonuna getirilir, daha sonra yardım çağrılır. Derlenme pozisyonu, normal solunumu ve dolaşımı olan fakat bilinçsiz durumdaki hastalarda kullanılır. Böylece hava yolu açıklığı devam ettirilir, hava yolu tıkanıklığı ve aspirasyon (kusulan materyalin akciğerlere kaçması) riski azaltılır. İyileşme pozisyonu gerçek yan pozisyona yakın, solunum zorluğu yaratmayacak ve göğüs basısı yapmayacak bir pozisyondur.
 

 

Şekil-II. Cevapsızlığın (hastanın yanıtsız olduğunun) değerlendirilmesi (C. Ayrık ve İ. Parlak arşivi)

 

III. 112’nin Aranması (Acil Tıp Sistemi (ATS) Aktivasyonu)

Hasta cevapsızsa Ülkemizde 112 acil cevap sistemi numarası aranarak ATS aktive edilir. 112’yi  arayan kişi şu bilgileri hazırlamış olmalıdır :

 

1) Olay yeri (yer adı, numarası, cadde ismi, vs.)

2) Arama yapılan telefon numarası

3) Ne olduğu; kalp krizi, araç kazası, vs.

4) Yardıma ihtiyacı olan kişi sayısı

5)  Hastaların durumu

6)  Hastaya hangi yardımı uyguladınız (CPR veya Defibrilatör kullanma)

7)  Gereken diğer bilgiler.

 

Kurtarıcı 112’yi aradıktan sonra hastanın yanına gelip yaklaşık 2 dakika veya 5 siklus CPR uygulamalıdır. Yalnız boğulma veya diğer solunum problemlerine bağlı ölümlerde, 8 yaş altı çocuklarda, öncelikle 5 siklus (yaklaşık 2 dakika) CPR uygulamalı daha sonra ATS aktive edilmelidir.


IV. CPR’a Başlanması

Yukarıda sayılan ilk üç basamak tamamlandıktan sonra kardiyopulmoner resüsitasyona (CPR) başlanır. CPR hastanın sırasıyla ABC’sini (hava yolu, solunum, dolaşım (eş zamanlı göğüs masajı)) içerir. Öncelikle hastanın hava yolu (A), ikinci sırada solunumu (B) ve üçüncü sırada dolaşımı (C) sağlanmalıdır. Şimdi bu basamakları biraz daha ayrıntılı öğrenelim.

  

a) Airway (A); Hava Yolu Açıklığının Sağlanması

Hasta cevapsız ise, kurtarıcı öncelikle hastanın hava yolu açıklığını sağlamalıdır. Bilinçsiz hastalarda dil hava yolu tıkanıklığının en sık nedenidir ve hastanın başına uygun pozisyon verilmezse hasta yalnızca hava yolu dille tıkalı olduğu için ölebilir. Hastanın hava yolunu açmak için halktan kurtarıcılar, “baş geri-çene kaldırma” manevrasını kullanacaklardır. Ağızdaki kusmuk veya görülebilen herhangi bir yabancı cisim temizlenir. Sıvı veya yarı sıvı materyaller elpenli parmaklarla silinir. Katı ve sert materyal, bir el çene ve dili desteklerken diğer elin çengel şeklinde kıvrılmış işaret parmağı ile görerek çıkarılır. Sağlık personeli olanlar hava yolunu açmak için yaralanmış hastalarda öncelikle “çene itme” manevrasını deneyecekler eğer başarısız olurlarsa travma hastası olsa da “baş geri-çene kaldırma” manevrasını kullanacaklardır.

 

Baş Geri – Çene Kaldırma Manevrası (Halktan Kurtarıcılar)

Bu manevra için bir el hastanın alnına yerleştirilir ve sıkıca tutulur, avuç içiyle arkaya doğru bastırılır, baş arkaya doğru çekilir. Diğer elin parmakları alt çenenin kemiğine yerleştirilir. Çene öne ve yukarı çekilir (Şekil-III). Bu şekilde hastanın hava yolu açıklığı sağlanır. Çene altındaki yumuşak dokuya derin basınç uygulanmaz, çünkü hava yolu tıkanabilir.
 

 

Şekil-III. Halktan kurtarıcılar için ”baş geri-çene kaldırma” manevrası (C. Ayrık ve İ. Parlak arşivi)

 

Çene İtme Manevrası (Sağlık Personeli)

Travma hastalarında sağlık personeli olan kurtarıcılar hava yolunu açmak için öncelikle bu manevrayı kullanacaklardır. Bu manevra için eller hastanın başının iki yanına yerleştirilir. Hastanın alt çene köşelerinden tutulur ve parmaklarla çekilir. Dudaklar kapalıysa, başparmaklarla alt dudak açılarak gergin tutulur (Şekil-IV). Bu manevra devam ettirilirken ağız-ağıza solunum ihtiyacı varsa, hastanın burun deliklerine sıkıca bastırılır ve hastanın burun delikleri kapatılır. Bu teknik hava yolunun açılması için oldukça etkindir, ancak yorucu ve kurtarıcı için zordur.

 

Şekil-IV. Sağlık personeli olan kurtarıcılar için travma hastasında öncelikle kullanılacak olan “çene itme” manevrası (C. Ayrık ve İ. Parlak arşivi). Eğer bu manevra ile hava yolu açılamazsa baş geri-çene kaldırma manevrası uygulanır.

 

b) Breathing (B); Solunumun Değerlendirilmesi

Havayolu açıklığı sağlanırken, bak-dinle-hisset yöntemi ile solunum 10 saniye içerisinde değerlendirilir. Hava yolu açıklığı devam ettirilirken, kulağınızı hastanın ağız ve burnuna yaklaştırın (Şekil-V). Hastanın göğsünü gözlerken;

1) Göğsün inip kalkmasını izleyin,

2) Hava çıkışını dinleyin

3) Yanağınızla hava akımını hissetmeye çalışın. Kurbanın göğüs hareketi gözlenmiyorsa ve hava çıkışı yoksa hasta nefes almıyor demektir. Bu değerlendirme süreci 10 saniyeyi geçmemelidir. Yeterli solunumdan emin olunamazsa, hemen “kurtarıcı soluk” uygulanır. Eğer halktan kurtarıcılar kurtarıcı soluk vermeye isteksiz iseler, göğüs masajlarına başlamalıdırlar. Sağlık personeli olan kurtarıcılar solunumu olmayan hastaya 2 kurtarıcı soluk verdikten sonra, nabız kontrolü yapmalıdırlar (boyun atar damarından). Nabız yoksa veya olup olmadığı konusunda şüphe durumunda göğüs masajlarına başlanılır.

 

CPR sırasında veya sonrasında hasta solunum ve dolaşım bulgularını tekrar kazanırsa (nabız, normal solunum, öksürük, veya hareket) hastanın hava yolu açıklığını devam ettirmesine yardım edilir ve hasta “derlenme (iyileşme)” pozisyonuna alınır.
 

 

Şekil-V. Solunumun değerlendirilmesi; bak, dinle ve hisset yöntemi (C. Ayrık ve İ. Parlak arşivi)

 

Derlenme (İyileşme Pozisyonu)

Derlenme pozisyonu, solunum ve dolaşım bulguları olan cevapsız (bilinçsiz) hastada kullanılır. Cevapsız ancak kendi solunumu olan hasta sırt üstü pozisyondayken, dil veya kusmuk ile hava yolu tıkanabilir. Hasta bu yüzden sol yan pozisyona yakın bir pozisyonda tutulur (Şekil-VI).

 

Şekil-VI. Derlenme (iyileşme) pozisyonu (C. Ayrık ve İ. Parlak arşivi)

 

Kurtarıcı Soluk

Ağızdan-Ağıza Kurtarıcı Soluk

Hastanın havayolu açıklığı sağlanır, soluk alıp vermediği bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süresince değerlendirilir. Hasta solumuyorsa 2 kurtarıcı soluk verilir. Kurtarıcı soluk vermek için bir elinizi (sol elini kullananlar için sağ el) hastanın alnına yerleştirin ve hava yolunu açık tutun ve aynı elin baş ve işaret parmağınızla hastanın burnunu sıkın. Normal derinlikte bir nefes alın ve hava kaçağına izin vermeyecek şekilde hastanın ağız çevresine dudaklarınızı yerleştirin (Şekil-VII). Kurtarıcı soluğu bir saniyede verin ve her solukla hastanın göğüs hareketlerinden emin olun. Her biri bir saniyede olacak şekilde 2 kurtarıcı soluk verin.      Kurtarıcı soluk uygulandığında, her soluk ile hastanın göğsü yeterli şişmelidir. Solunumu olmayan hastada 2 kurtarıcı soluk verildikten sonra halktan kurtarıcılar göğüs masajlarına başlamalıdır. Ağızdan ağza solunum için kurtarıcılar ellerinde varsa ve bu konuda tecrübe sahibi iseler bariyer aletleri (yüz maskesi vb.) kullanılabilirler.

 

Şekil-VII: Kurtarıcı soluk verme

 

İlk veya devam eden solutma teşebbüsleri başarılı değilse, hastanın başına tekrar pozisyon verilir ve kurtarıcı soluk tekrar denenir. Unutmayınız ki uygunsuz çene ve baş pozisyonu, solutma zorluğunun en sık sebebidir. Başın yeni pozisyonuna rağmen hasta solutulamıyorsa, halktan kurtarıcılar göğüs kompresyonlarına başlarken, sağlık personeli olanlar hava yolundan yabancı cisim çıkarma manevraları uygulamalıdır.

 

c) Circulation (C); Dolaşım Bulgularının Değerlendirilmesi

Sağlık personeli olan kurtarıcılar solunumu olmayan hastaya 2 kurtarıcı soluk verdikten sonra 10 saniye süre ile nabız ve dolaşım bulgularını değerlendirmelidir. 10 saniye sonunda nabız yoksa veya şüphe durumunda göğüs masajına başlanmalıdır. Halktan kurtarıcılar solunumu olmayan hastaya 2 kurtarıcı soluk verip ve sonrasında nabız kontrolü yapmaksızın göğüs masajına başlamalıdırlar. Halktan kurtarıcılar CPR sırasında nabız kontrolü yapmamalıdırlar.

 

Göğüs Masajı

Sternum (göğsün ortasındaki kemik) alt yarısına seri, ritmik basınç uygulanmasıdır. Uygun yapılan kurtarıcı soluk ve göğüs masajı beyin ve diğer hayati organlara yeterli oksijeni sağlayacaktır.

Göğüs Masajı Tekniği
Göğsün ortasındaki kemiğin alt yarısına bir elinizin topuğunu yerleştirin ve diğer elinizi ilk elinizin üstüne yerleştirin, eller birbirine paralel olmalıdır (Şekil-VIII). Elinizin topuğunun uzun ekseninin göğüs kemiği uzun eksenine yerleştiğinden emin olun. Bu pozisyon kaburga kırığı riskini azaltır.

 

 

Şekil-VIII. Tek kişi ile göğüs masajı tekniği (C. Ayrık ve İ. Parlak arşivi)
 

 

Şekil-IX: Birden fazla sağlık personeli varsa hasta özel aletler (ambu) kullanılarak ve aynı anda krikoid bası yapılarak solutulabilir. (C. Ayrık ve İ. Parlak arşivi)

 

Etkin Masaj:

1. Kollar ve dirsekler düz tutulur. Her masajla basıncın göğüs kemiği üzerine gelmesi için omuz pozisyonu hastanın üstüne doğrudur. 

2. Normal erişkinlerde göğüs kafesi yaklaşık 4–5 cm çöktürülmelidir. Göğüs ve kalbe kan akımının gitmesi için göğüsün normal pozisyona gelmesine izin verin ve basıncı tamamen kaldırın. Etkin beyin ve kalp kan akımı için göğüs basısının %50’si çöktürme, %50’si gevşetme fazına ait olmalıdır. Otuz masaj boyunca doğru el pozisyonunuzu devam ettirin, pozisyonunuzu değiştirmeyin ve ellerinizi hastanın göğüs duvarından çekmeyin. Ancak göğsün normal pozisyonuna gelmesine izin verin. Bu şekilde yaklaşık 2 dakika veya 5 siklus boyunca 30 göğüs masajı 2 solunum yaptırın (bir siklus= 30 göğüs masajı 2 solunumdur). Amaç dakikada 100 kesintisiz ve uygun göğüs masajıdır.

 

Halktan kurtarıcılar kurban (hasta) hareket edene kadar, defibrilatör (şok aleti) aleti gelene kadar veya sağlık çalışanları olay yerine gelene kadar kesintisiz olarak göğüs masajlarına devam etmeli ve nabız kontrolü yapmamalıdırlar. Eğer 2 kurtarıcı varsa kurtarıcılardan biri göğüs masajı yaparken diğer kurtarıcı hastayı solutma işini üstlenir ve her 2 dakikada bir göğüs masajının kalitesi açısından masaj yapan ile solunum işini yapan kişi yer değiştirmelidir. Sağlık personeli tarafından ileri hava yolu aleti takılmışsa bu kez masaj ve solutmanın senkron (düzenli bir aralıkta) olmasına gerek kalmaz dakikada 100 masaj yapılırken hasta dakikada 8–10 kez ambu ile solutulur. CPR sırasında hastanın dolaşım bulguları gelirse (hissedilen nabzı var) fakat solunumunun desteklenmesi gerekiyorsa, dakikada 10–12 (5–6 saniyede bir) kurtarıcı soluk verilmelidir. CPR sırasında 2 dakikada bir (5 siklus sonrası) veya hasta bazı iyileşme belirtileri gösteriyorsa) nabız kontrolü veya dolaşım bulguları değerlendirilmelidir. Nabız kontrolü sırasında da 10 saniyeden daha fazla zaman harcanmamalıdır.

 

Yalnızca Göğüs Masajlı CPR

Hem halktan kurtarıcılar hem de sağlık personeli ağızdan ağza solunum yapma konusunda isteksiz olabilir. Halktan kurtarıcılar, kurtarıcı soluk verme konusunda isteksiz iseler, sadece göğüs masajlı CPR uygulamaya teşvik edilmelidirler.

 

YABANCI CİSİMLE OLUŞAN HAVA YOLU TIKANIKLIĞI (BOĞULMA)

Yabancı cisim hava yolu tıkanıklığına bağlı ölüm sık görülmemekle birlikte önlenebilir olması açısından önemlidir. Erişkinlerde sıklıkla hasta yemek yerken katı besinin hava yoluna kaçması nedeniyle hava yolu tıkanıklığı oluşur.

Yabancı cisimler hafif ya da şiddetli hava yolu tıkanıklığına neden olabilirler. Kurtarıcı, hastada ancak şiddetli hava yolu tıkanıklığının bulguları varsa müdahale etmelidir. Şiddetli hava yolu tıkanıklığının bulguları; morarma, konuşamama, nefes alamama, öksürememe gibi solunum zorluğu ve bozulmuş hava değişiminin işaretlerinden oluşur. Hasta ellerini boynuna sarar ve ‘Boğuluyor musunuz?’ diye sorduğunuzda, konuşmadan başını sallayarak ‘evet’ der. Bu evrensel bir işarettir, şiddetli hava yolu tıkanıklığını gösterir. Hemen müdahale edilmeli ve “abdominal (karın veya batın) itme” manevrası uygulanmalıdır. Eğer hastada hafif tıkanıklık belirtileri varsa, öksürebiliyorsa, kendi öksürmesine ve solunumuna müdahale edilmemeli, hasta solunum işini devam ettirmesi için cesaretlendirilmeli ve 112 aranarak ATS aktive edilmelidir. Bir yaşın üzerindeki bilinçli çocuklarda ve erişkinlerde şiddetli hava yolu tıkanıklığında eğer hastada bilinç kaybı gelişmemişse, tıkanıklık ortadan kalkıncaya kadar “abdominal (karından) itme” uygulanması tavsiye edilir. Abdominal itmenin yaralanmalara neden olması nedeniyle bir yaşın altında uygulanması önerilmez.

 

Şekil-X. Abdominal itme manevrası; Bir el yumruk yapılır ve göbek ile kisofid proçesin (bilgi alınız) ortasına yerleştirilir diğer el bu eli üsten destekler ve yukarı-içe doğru güçlü manevralar yapılır.

 

Defibrilasyon ve Önemi

Sağ kalım oranlarını arttırdığı için defibrilasyon konusuna daha çok sağlık personeli olan kurtarıcılar için kısaca değinildi ve halktan kurtarıcıların defibrilasyon konusunda öncelikle fikir sahibi olmaları hedeflenmiştir. Kaliteli halktan kurtarıcıların yetişmesi için CPR ve defibrilasyon konusunda yeterli teorik ve pratik eğitim almalarının sağlanması yerinde olacaktır.

İlk elektrokardiyografi (EKG) çekildiğinde, ani travmatik olmayan kalp durması olan erişkin olguların çoğu ventriküler fibrilasyonda (VF) bulunur. Bu olgularda kalbin durması ile defibrilasyon yapılması arasındaki süre hayatta kalma şansının tek ve en önemli belirleyicisidir.

 

VF arresti sonrası sağkalım oranları defibrilasyon uygulanmasında gecikilen her dakika için yaklaşık %7–10 azalmaktadır. Eğer ilk dakika içinde defibrilasyon uygulanabilirse sağkalım oranları %90’lara ulaşabilmektedir. Erken defibrilasyon, ATS’i arandıktan sonraki 5 dakika içinde şok verilmesidir.

 

Kurbanın kollaps olmasından sonra nabızlı bir ritim oluşturmak için acil personelinin yalnızca birkaç dakikası vardır. Bu ölümcül ritimlerin büyük bölümünün hastane dışında ortaya çıkması nedeniyle, olguları ilk gören ve hekim olamayan kişilerinde defibrilasyon işlemini uygulayabilmelerini kolaylaştırmak gerekmektedir. Bu konuda Amerika Birleşik Devletleri’nde “Halka Yönelik Defibrilasyon Programları” geliştirilmiştir. “Halka Yönelik Defibrilasyon Programları”, kardiyak arrestin erken tanınmasını, acil tıp sisteminin erken aktive edilmesini, erken CPR ve otomatik eksternal defibrilatör (OED) kullanımı ile kurbanların bir kaç dakika içinde defibrile edilmesine olanak sağladı. Yapılan gözlemler bu aygıtların kullanılması ile olgularının canlı olarak hastaneye ulaştırılma oranlarının arttığı gözlenmiştir.

 

Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) Aleti

OED aleti esas olarak ritmi analize eden bir sistem ve şok tavsiye eden bir sistemin birleşmesinden oluşur. Son birkaç yıl içinde OED kullanımında belirgin artış oldu. OED aletinin kullanımı kurbanın kollaps olması ile defibrilasyon yapılması arasında geçen süreyi kısalttı. Erken defibrilasyon programları hayatta sağ kalım oranlarını belirgin olarak arttırdı.

 

Günümüzde primer olarak hastane dışında kullanılmak üzere geliştirilmiş “Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED)” aletleri mevcuttur. OED, kardiyak ritimleri tanımak için gerekli olan eğitimi almamış kişilerin erken ve başarılı defibrilasyon yapmasına olanak sağlamaktadır. OED’lerin kullanılması günümüzde “Temel Yaşam Desteğinin” alanı içinde düşünülmektedir.

 

OED, hastaya iki adeziv pedle uygulanmakta ve ara kablolar vasıtasıyla defibrilatör, ritim analizini yapmakta ve elektrik şokunu verebilmektedir. Aletin talimatları, sesli, görsel veya her ikisi birlikte olacak şekilde verilebilmektedir. Küçük, kullanımı basit ve güvenilir yeni jenerasyon OED’ler enerji kaynağı ve görüntü açısından yeni teknolojiye sahiptirler. Bazı yeni cihazlar EKG’yi gösterme olanağına sahiptirler. Bu yeni gelişmeler; ambulanslar, işyerleri, insanların kalabalık olarak bulundukları genel mekanlar (oteller, alışveriş merkezleri, eğlence-kumar yerleri, gazinolar, stadyumlar, hava alanları vb.), uçaklar ve yolcu gemilerinde OED bulundurulmasını teşvik etmektedirler. Bu aletler tıbbi teknisyenler, itfayeciler, polisler, hava alanı personeli, güvenlik, paramedikler, ambulans personeli, hostesler ve TYD uygulayıcıları tarafından kullanılabilmektedir.

 

 Kaynaklar:

1. 2005 American Heart Association Guidelines for Cardiopulmonary Resuscitation and Emergency Cardiovascular Care

 

2.  Adult Basic Life Support :Circulation 2005 112 [Suppl I]: IV-19 - IV-34

3 .Ergene,U., Ayrık,C, “Otomatik Eksternal Defibrilatörler Ve Defibrilasyon,” Türk Kardiyoloji Seminerleri, 5 ,141–46 (2005).

 

4. Ayrık,C.,Ergene, Ü, “Ani Ölümle Savaş:Kardiyopulmoner Resüsitasyon(Bölüm3.6) (3.6.1 Dünya ve biz Neredeyiz ?, 3.6.2 Yetişkinlerde Temel Yaşam Desteğinin Önemi, 3.6.3 Defibrilasyon ve Otomatik Eksternal Defibrilatörün Önemi),” Ulusal Kalp sağlığı Politikası Ana İlkeleri.

 

5. Ayrık, C., Ergene O, Bölüm 8. Konu 32: “Kardiyopulmoner Resusitasyon ve Acil Kardiyovasküler Bakım” Editör: Prof.Dr. Çetin Erol. Klinik Kardiyoloji Kitabı. MN Medikal /Nobel, Ankara. 2004;561–580. ISBN: 975-567-030-0.

© 2017 Kardiyovasküler Akademi Derneği. Tüm Hakları Saklıdır.